25 Şubat 2015 Çarşamba

36 hafta 5 gün

Beyaz atlı prensimi bulmuştum sonunda. Evliliğin ilk yılı harala gürele ile birbirimizin huyunu suyunu öğrenmeye çalışırken geçiverdi. Sonra bir gün öğrendim ki hamileyim!

Tam anlamıyla garip hissettim. Heyecan, korku, mutluluk, endişe yedi tekmili birden çıkıverdi ortaya. Aklımda bin bir türlü deli soru. Sağlıklı olacak mı? Kız mı olacak erkek mi? Anne olmaya hazır mıyım? Becerebilecek miyim? Of zaten tombalaktım 100 kilo olarak mı bitirecektim hamileliği gibi önem sırasıyla ve birbiriyle alakası olmayan milyonlarca soru. Ama beni en en en çok endişelendiren soru “Çocuğumun işitme kaybı olacak mı?” idi...

Ben top gibi şişerken, daha ziyade su alan sünger gibi diyeyim, ilk üç aydan sonra bir mutluluk hasıl oldu. Amaan dünya tersine dönse umrumda değil. Öylesine hiç bir şey yapmadan gamsız bir mutluluk içindeyim. Tam anlamıyla yuvarlanıp giden bir fiziğe sahip olmuşken kendi mutluluk balonumun içinde uçar gidiydim. Ayaklarım yerden ve görüş hizamdan kesilmişti. Göbeğimden görünmeyen ayaklarımın 40 numara olduğu haberini gittiğim ayakkabıcıdan aldım. Nitekim ayaklarım ile bir süre hiç buluşamadık, çorap giyemez olmuştum.

Hamileliğimin 3 ve 8 ayları arası böyle şen şakrak, pastalı-börekli-pideli ve mutlu mesut geçti.Tam 32. haftada doktorum çocuğumun karnımdaki gelişiminin yavaşladığını, mutlaka doğum iznine çıkmam gerektiğini söyledi. Ben “Ay aman doktor bey işim vardı ama projeler felaan” demeye kalmadan, normalde dünyanın en sakin insanı olan doktorum bana kızarak “Şu anda en önemli şey bebeğiniz!” dedi. O zaman mutluluk balonum patladı ve gerçek dünyaya düştüm...

Sonrasında her hafta kontroller. Uzatmaları oynadık. 36. Hafta 5. güne kadar. Sadece biraz karnım ağrıyordu. Tüm günü o şekilde geçirdim, eşimin ve annemin ısrarları olmasa doktora bile gitmeyecektim. Doktora gidince sezaryen olmam gerektiğini öğrendik. O kadar korktum ki... normalde kontrol gittiğimizden eşimle ben baş başaydım, büyük aileden kimse yoktu yanımızda.

Bebekiyiolacakmıbennasıldoğuracağımçokkorkuyorumannenerdesinannecabukgelannneeeeeee!!!

Ayaklarım tir tir titrerken sonunda epidural anestezi yapıldı. Eşim sağ omzuma yakın oturuyordu. Elini tutamıyordum ama yanındaydı işte. Göz gözeydik. Ve o da benim kadar korkuyordu.

Bir süre sonra kedi sesi gibi bir şey duydum. Aradaki perdeden O’nu göremedim. Sonra arka tarafa aldılar sadece ayaklarını gördüm; vücudunu siliyorlardı. O kafayla tam mı diye ayak parmaklarını saymaya çalıştım sayamadım. Sonra hemşire hanım O’nu getirdi yanağını yanağıma sürdü. Çok ama çok mutluydum, sarhoş gibiydim. Sadece etrafımdaki kim olduğunu bilmediğim tüm yeşil kıyafetli insanlara “Oğlum iyi mi sağlıklı mı? Ciğerleri iyi mi?” deyip duruyordum.

Bebekle beraber eşim benim suratıma bile bakmadan koşar adım çıktı gitti ameliyathaneden. Öff dikselerdi beni de gitseydim bebeğimin yanına.

bebeğimsağlıklımıacabaküvözekoydurlarmıacabaelleritammıacabayanimavereceklermiacabaküvözekoydularmıacabaküvözzzz


devamı yarına...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu