27 Şubat 2015 Cuma

Basitçe duymak, basitçe gezmek, basitçe yaşamak

Beni ben yapan özelliklerimden biri de gezmeyi sevmemdir. Sevmek ne kelime, bayılırım gezmeye! Neresi olursa olsun, gitmek, uzaklaşmak beni kendimle yakınlaştırır.

Allah’tan gezmeyi seven bir ailede doğmuşum, onlarla başladım gezmeye. Pek çok ülkeye gittik. Sonrasında da yalnız gezmeye başladım. Hiç bilmediğim şehirlerin sokaklarında haritasız kaybola kaybola yürüdüm. Yürüdükçe mutlu oldum, mutlu oldukça keşfettim.

İşitme kaybımla birlikte tek başıma yollara düşmek de farklı bir hal aldı. Nasıl Türkçe’de söylenen sözleri anlayamıyorsam, İngilizce’de söylenen kelimeleri anlamadığım, karıştırdığım, yanlış anladığım oldu çoğu zaman. Bu yüzden tek başıma seyahatler biraz daha zorlayıcı oldu. İngilizce demişken ecnebiler buna “challenging” derler, “sorun” değil de üstesinden gelmen gereken durum gibi bir anlamı da vardır. Ama üstesinden gelinen şeyler insanı daha da olgunlaştırır daha da mutlu eder, değil mi?

İşitme kaybım da beni gezmekten alıkoyamadı. Geçen yıl Kopenhag’a gitme şansım oldu. “Her güzel kent ya deniz kenarındadır ya da ortasından nehir geçer” kuralına uyan bir şehir Kopenhag. Deniz kenarında ve aynı Amsterdam gibi kanallarla deniz kentin içine kadar işliyor. Dümdüz bir şehir. Bisiklete binmeyi bilseydim bisikletle tüm şehri iki saatte gezmiş olabilirdim. Ama ben soğuğa rağmen saatlerce yürüdüm.Daha önce internetten okuduğum yerleri kaybola kaybola buldum. Yürüdüm, baktım, gördüm, kokladım şehri.

Otelime gittiğimde resepsiyoniste bir şey sordum. Cevap verdi ama ben anlamadım. Ona işitme kaybımdan bahsettim. Kız hiç istifini bozmadı, yüzünde her hangi bir acıma ya da başka bir ifade olmadı. Sesini de yükseltmedi. Sadece sözcükleri daha yavaş ve dudaklarına okumam için uygun bir şekil vererek dediklerini tekrarladı. Ben de gayet net bir şekilde anladım. İşte o an bilinç farklılığını daha net bir şekilde hissettim. Sorumun cevabını anlamış bir şekilde mutlu mesut odama geçtim.

Dünya için küçük ama benim için büyük olan bu olay neden önemliydi? İşitme ya da başka bir engeli olmayan kişilerin beni anlaması için örnek vermek istiyorum. Yabancı dil bilmeyen birisi yurt dışında başkalarıyla anlaşamayacağından endişelenir ve oralara gitmeye çekinir değil mi? İşitme kayıplı birey de bu endişeyi sürekli, kendi ülkesinde bile her zaman yaşar, çünkü konuşulanı tam anlayamama ihtimali vardır. Bu küçük olayda, benim anlayamama endişem ortadan kayboldu. Ayıplamadan, acımadan, abartılı davranışlar göstermeden karşımdaki kişi konuşmasında ufak bir değişiklik yaptı.Bana kendini doğru şekilde ifade etti. Ben de onu anladım ve iletişim kurabildim. Üç basit adımda anlaşmış olduk.

Basitçe iletişim kurabilmek o kadar önemli ki. Çünkü bu basitliğin ardında zamanında doğru öğretilmiş davranışlar yatıyor. Basitliğin ardında önem verilmiş eğitim yatıyor.

Ne demiş Düş Hekimi Yalçın Ergir, internette Nazım Hikmet’e maledilen “Basit Yaşamak” şiirinin son dizelerinde:
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi 
basit.


Basit anlaşacaksın, basit. Sanki yaşamın süresince iyi duyacakmış gibi basit! :) 
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu