16 Şubat 2015 Pazartesi

İşitme kaybı ile tanışmam...ve onu yazmam

Başın sonu mu demeli sonun başı mı? Beni bu noktaya getiren, burada sesimi çıkaran şeyin hikayesi 38 yıllık hayatıma göre çok çok eski.
24 yaşındayım, kulağım çınlıyor. Hem de çok. Çocukluğundan beri işitme kaybı olan ablam gibi olmak istemiyorum. Daha doğrusu bunun olmasından çok korkuyorum. Ama bir tarafım da biliyor, hatta bilmek yetmez, bundan emin bir gün işitmemin yavaş yavaş benden uzaklaşacağından.
Doktora gidiyorum, bana “Yüksek sese maruz kaldınız mı?” diye soruyor. E kalmaz mıyım? Dans etmeyi, binbir güçlükle annemlerden izin alıp gece dışarı çıkmayı severim. Daha doğrusu severdim. Süslenip püslenip şıkır şıkıdım giyinip gece geç saatte açılan gürültülü yerlere gitmeyi severdim. İşte bu gürültülü yerlerden dönüşte kulağım çınlardı, ama ertesi gün akşama doğru geçerdi. Gittiğimiz mekanların kapısının üzerindeki “İçerideki ses düzeyi işitme kaybına yol açabilir” sözünü dekorasyon olarak algıladığımdan olacak, hiç de oralı olmazdım. “Evet” dedim doktora. Bir bana bir de işitme testime baktı. Aslında sizinki genetik kayba benziyor. Ailede işitme kaybı olan var mı? :)

Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu