17 Şubat 2015 Salı

işitmeyi kaybettiğimi öğrenme ve kereviz sevme hali

İşitmemi kaybetmeye başladığımı öğrendiğim anda en korktuğum şeyle yüzleşmek hiç kolay olmadı. O an, gün gibi gözümün önünde. Hacettepe Tıp’ta öğrenci olan can arkadaşımla hastanenin dışına çıktık. Ağlayarak ona sarıldım. “Hayatta olmasından en korktuğum şey başıma geldi.” dedim. O, birşey diyemedi. Ama ona sarılmak bana çok iyi gelmişti. 10 dakika sonra yine konuyu komik saçmalıklara getirmiş, gözlerimizde yaşlarda gülüyorduk. Hayat böyle birşeydi işte, şok, acı, korku, keder bir sözle kahkahaya dönüşebiliyordu. Simyacının taşı altına çevirmesi gibi.
Şu anda o kadar mutluyum ki; beni bu günlere, bunları yazıyor hale getiren işitme kaybımı kutsuyorum ve ona teşekkür ediyorum. Bu hale gelmem 14 yılımı alsa da, geç olsun da güç olmasın diyorum işte.

Ben kendime söz vermiştim. Eskiden yok olan ama şimdi var olan bu kaybım yüzünden başka şeyleri de kaybetmeyecektim. Hala meraklı, hala tüm dedikoduları bilen ve hala kendisiyle dalga geçen özümü koruyacaktım. Bu özümün düşünmeyi çok sevdiğini o zaman bilmiyordum tabi. Geçen yıllarda sevdiğimi öğrendiğim pek çok şeyin arasına “hayatın manasını düşünmeyi sevmek” de eklendi. Yıllarca ıspanak ve kerevizden nefret eden ben artık bu sebzeleri arıyor hatta aşeriyordum. Yıllarca çok düşünmeden yaşayabilmiş ben, artık deriin derin düşünebiliyordum. Geldiğim noktada kerevizsever bir düşünürdüm artık :)

Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu