23 Şubat 2015 Pazartesi

Karşı cinsle münasebetler ve gönül işleri

İşitme kaybımı öğrendiğimde endişelendiğim konulardan biri de beni olduğum gibi kabul edebilecek biriyle yuva kuramamaktı. O zamanlar işitme kaybını bir “defo”, değerimi azaltan bir eksiklik olarak görüyordum. Bir dezavantajdı benim için.
Konuyu kafamda o kadar büyütüyordum ki. Henüz ortada eş namzeti kimse olmadan, kendi kendime ona karşı utanç hissediyordum. Kim eşinin işitme kaybı olmasını isterdi ki? Dediklerini sürekli tekrar ettiren biriyle kim evlenirdi? Ya toplum içinde kelimeleri doğru anlamadığım için komik duruma düşersem? O zaman eşim benim yanımda olmaktan utanır mıydı?

Peki ya eşimin akrabaları ne düşünürdü? Kayın validem, kayın pederim, görümcem eltim vb vb... daha bu kişiler ortada yoktu bile!!!

Daha da ilerisi eğer hasbelkader evlenirsem, doğacak çocuğumu duyar mıydım? Çocuğum benimle dalga geçer miydi? Duyamadığım için çocuğumla iletişimim bozulur muydu?Çocuğum büyüyünce  benden utanır mıydı? En kötüsü de genetik mirasımdan dolayı çocuğum da işitme kayıplı olur muydu?

Tüm bu düşünceler beynimi oyalayıp duruyordu. Beni neşesiz, mutsuz ve olumsuz biri haline getiriyordu. Tüm bunları düşünmekten başımı kaldırıp çevreme bakamıyordum. “Bay Doğru” çok yakınımda olsa bile görecek durumda değildim.

Tam olarak nasıl olduğunu şu anda düşündüğümde bulamıyorum. Bu olumsuz düşünceler ile bir süre geçti. Sonra şimdiki eşimle tanıştım. Sanırım ben daha pozitif biri oldum ona bir adım attım. Sanırım o hoşgörü ile bana bir adım attı. Sonuçta biz birbirimize doğru yürüdük. Onun yanında kendimi güvende ve olabildiğinde rahat hissetmeye başladım. Bu çok istediğim ama daha önce hiç başıma gelmeyen bir şeydi. Bana öyle bir güven verdi ki, sadece ona değil, kendime de inancım arttı.

Onunla evlenmeye karar verdim anı çok çok iyi hatırlıyorum: Bir konserde benim açık unuttuğum telefonun zır zır zıır çalmaya başladığı andı. O zaman sahnedeki sanatçılar bile telefon sesini duydu, hatta dalga geçtiler. Ben telefonu bulup kapatana kadar utançtan yerin dibine girdim. Utandıkça elim ayağım dolandı, ter boşandı ve kıpkırmızı oldum. Bana saatler gibi gelen bu dakikalarda müstakbel eşim hiç istifini bozmadı. Orada, benim yanımda durdu. İşte o an benden utanmadığı, kaçmadığı ve yanımda olduğu için onunla evlenmeye karar verdim. 

Hayat öyle sürprizli bir şey ki. O kadar güzel bir şey ki. Ben şu anda kendimi çok şanslı hissediyorum. Kulağımdaki sürekli çınlamaya aldırmıyorum. Gün içinde kaçırdığım kelimeleri saymıyorum. Konuştuğum kişilere tekrar ettirdiğim cümleleri ise boşverdim.

Sadece içimden biliyorum ki bunların üstünde, bunlardan öte ve bunlardan yüce bir sebep var hayatta. İşte o sebebin peşinden gönlümden geldiği gibi sürükleniyorum. Şimdi buradayım. Yarın nerede olacağım kim bilir? 
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu