19 Şubat 2015 Perşembe

Ruh ile işitmek, ten ile dinlemek...

Eskiden kulaklarım iyi işitirken, gerçekten çok iyi işitirdi :) O kadar iyi ki tüm şarkıları daha ilk notasından tanırdım. Sürekli müzik dinlerdim, sözlerini ezberlerdim. İşitme kaybım başladığında müzik algımda değişiklikler olduğunu fark ettim. Beynim daha ziyade konuşmaları algılamaya odaklandı. Müziği algılayan sinirlerim ise eskisi kadar kullanılamaz oldu. İşitme kaybıyla birlikte müzik dinlemem de azaldı. Bu azalmayı fark ettiğimde kendime yediremedim. Müzik beni çok mutlu ediyordu, belki eskisi kadar iyi anlamayacaktım ama dinlemeye devam etmeliydim.

Yapım, belki de inatçılığım gereği hep iyi yapamadığım şeylerin üzerine gitmişimdir. Araba kullanmaktan korkuyor muyum, inadına araba kullandım. İyi yüzemediğimi mi düşünüyorum, inadına daha çok yüzdüm. Sonuçta iyi araba kullandım, iyi yüzer oldum. Müzik konusunu da böyle bir inat haline getirdim. Tek başımayken müzik dinlemeye başladım. Gözlerimi kapatınca müziğe daha fazla dikkat edebiliyordum. Bu alıştırmalar sırasında çok ilginç bir şeyi fark ettim: güzel bir ses ya da melodi duyduğumda kulağımdan önce tenim tepki veriyordu. Güzel ses duyduğumda, beynim daha bu müzik nedir ne değildir anlamaya çalışırken tüylerim diken diken oluyordu. Tenim güzel müziğe beynimden önce tepki veriyordu.

Bunu anladığım andan itibaren müziğin sözlerini ya da hangi enstrümanların çalındığını bulmaya çalışmaktan vazgeçtim. Gözlerimi kapadım,işitmeyi ruhuma, dinlemeyi tenime devrettim. Tüylerim diken diken olduğunda daha iyi anladım müziği.

Tabi ki eskisi gibi değil müzik, tabi ki notaları anlamıyorum. Bildiğim şarkıları da beynim hatırladığı gibi çalıyor bana. Ama önemli olan ruhumu müzik gıdasından ayırmamam değil mi? Önemli inatla mutlu olmaya çalışmak değil mi?

Haydi o zaman bu şarkı tüm ışıldayan mutlu insanlara gelsin :)
https://www.youtube.com/watch?v=iCQ0vDAbF7s
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu