31 Mart 2015 Salı

31 Mart 2015… Keşke unutulabilecek bir gün olsaydın.

31 Mart Salı günü bir türlü oturup yazamadım. Sabah saatlerinde elektrik kesintisi oldu. Bu iyi konu olur dedim ama yazamadım.

Elektrik kesintisi yüzünden telefonun da şarjını bitirmemek için çok internete giremedim. Zaten yoğun talepten 3G de inanılmaz yavaştı. Arada Whatsapp’a bağlanabildiğimde arkadaşımın gönderdiği o korkunç fotoğrafı gördüm. Savcı beyin ailesinin ve sevenlerinin görmemesini dilediğim fotoğrafı. Umarım akşama sağ salim evine döner diye dua ettiren fotoğrafı.

Gün geçti, eve ulaştım. Elektrikler geldi filan. Yine yazamadım. Bir türlü oturup yazamadım.

Gece 23:10’da Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın vefatını öğrendim.

Şimdi bunu yazıyorum. Terörün ne yaptığını görüyorum. Terörün suçsuz insanları öldürüp ailelerini mahvettiğini görüyorum. Terörün suçsuz ölmüşlerin hatıralarını kirlettiğini görüyorum. Ben bunların ikisini birden görüyorum.

Berkin’in yazısını bitirdiğim gibi bitiriyorum ne yazık ki bu yazıyı da. Ne yazık ki bu sefer Mehmet Selim Bey için yazıyorum aynı satırları:

Sen yaşasaydın, ben seni tanımasaydım, ben bu yazıyı yazmasaydım.
Keşke...



Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu