17 Mart 2015 Salı

"Ablam gibi"

Dün, bloga başlamamın 1. ayı doldu. Dile kolay, 30 takvim gününde 21 yazı yazmışım. Ne de iyi etmişim. Aferim bana.

Ablam gibi işitme kaybım olmasından hep korkmuştum küçükken. Hatta daha önce yazdığım işitme kayıplıyı deli eden bazı patavatsızlıkları ona benim yaptığım da oldu. Onu üzdüğüm oldu. Onu anlamadığım oldu. Ona uzak durduğum da oldu.

O zamanlar işitme kaybım olursa onun gibi davranmayacağım, kendimi sosyallikten uzaklaştırmayacağım, neşeli ve mutlu bir insan olmaya devam edeceğim diye düşünürdüm. Bu iş başa geldikten sonra neşemden, mutluluğumdan ve sosyalliğimden uzaklaştığım anlar oldu. Yalan değil. Ama tam içimde en derinde, bu başıma gelen şeyi nasıl ele alacağımın, buna nasıl tepki vereceğimin, işitme kaybımdan daha önemli bir konu olduğunu biliyordum.

Bilmediğim bir şey de ablamın benim işitme kaybımla birlikte değişecek olduğuydu. Benim hikayem onun hikayesiyle kesişmiş, onun sosyalleşip ve çok sevilen bir üniversite hocası olmasıyla devam etmişti. Onun işini sevmesini, sevmek ne kelime işine aşık oluşunu, derslerine öğrencilerinden daha fazla çalışmasını ve kendini işine adamasını hayranlıkla ve gururla izledim. Her Pazar günü ders çalışıp, yıllarca anlatacağı konuları güncel hayattan detaylarla süsledi. Yıllarca anlattığı konuları iki defa üst üste aynı şekilde anlatmadı. 45 yaşında power point kullanmayı öğrendi. Derslerini slide lara tek tek yazarak geçirdi. Hazırlanması eskisine göre daha fazla zaman alsa da azmetti, üşenmedi. Hep daha iyisi nasıl olur dedi.

Bunlardan öte, daha önce yabancılarla konuşmaktan çekinen insan, öğrencileri ile mükemmel iletişim kurdu. Onlara değer verdi. Onları daha önce hiç bir hocanın dinlemediği gibi dinledi. Onlarla ilgilendi. Yeri geldi onların karnını doyurdu, yeri geldi onlara referans oldu. Ama onlara hep “Siz” dedi. Öğrencilerine gösterdiği saygının katlarcasını kendisi öğrencilerinden gördü.

İşine aşık olan insanın enerjisini nasıl yaydığını, onu tanıyanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığını ilk ablam ile gördüm. Aşkla yapılan işin ne büyük bir haz verdiğini kendi gözlerimle, O’nda gördüm. Ben de aşık olacağım bir şey yapmak istedim.

Düşündüm, düşündüm, okudum, yaşadım, okuyup yaşadıklarımı düşündüm ve yazmaya karar verdim. Yazmayı aşkla,”ablam gibi” yapmaya karar verdim.

Beni başta üzen, kahreden, isyan ettiren, düşündüren, fark ettiren ve sonunda da azmettiren “şey” hakkında yazmaya karar verdim: İşitme kaybımla hesaplaşmaya karar verdim.

Dün, yazmaya başlayalı bir ay oldu. Bugün bunu kutluyorum. Dert, tasa, engel, sorun, sıkıntı ve problemleri düşünmüyorum. Kendi kendime kutlayacağım bir şey yaratmamı kutluyorum.

Ay dönümümüz kutlu olsun :)




Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu