12 Mart 2015 Perşembe

B

Bugün gezegenler ters açıyla kare yapmış...mış. Ne demekse?! Ben işin tanımında değilim de etkisindeyim. Bugün herkesi zorlayacak olaylar olabilirmiş, doğrudan tepki vermemeli “bilgin baykuş” modunda seyretmeliymişiz.

Bendeniz de Allah’ın bir kulu olduğum için bu “zorlanma” durumundan üç olay ile nasibimi aldım.

İlkinde duydum, anladım, karşımdakinin ağzından kaçan cümle ile ne kast ettiğini anladım. Sustum.

İkinci olayda üzüldüm, ağzım üzüldüğümü söylemese de, yüzüm söyledi.

Üçüncüsünde ise baktım duruma, “Sen” dedim kendime istifini bozma, “Bugün de böyle bir gün”.

Sağ salim eve ulaştıktan sonra düşündüm bugünü. “Aynı B gibi davrandın bugün, aferin sana!”

B kim mi? Daha önce zihnime olumsuz düşüncelerin gireceği kapıyı kapatan arkadaşlarım var demiştim ya. İşte o arkadaşlarımdan biri B.

A’yı yazıp B’yi yazmamak hiç olur mu? Ayrıca benim gibi bazı konularda takıntılı biri sıralı sekili gitmeli zaten yazı işinde bile.

Şimdi bu B arkadaşımı ilk tanıdığım gün gözümün önünde. Çok sinir olmuştum ona. Arka sıramda tüm dersler boyunca konuştu, konuştu, konuştu. Konuşmadığı zaman da sırtıma 0.5 kalemini batırıp durdu. Gıcık kız.

Aradan bir süre geçti, dedim ki “E fena da değilmiş aslında”. Biraz daha zaman geçti “Ne eğlenceli bu kız yaa”. En sonunda da dedim ki “Hadi sen evden çık, sokaktan bana doğru yürü ben de sana doğru yürüyeyim. Ortada buluşuruz”

Biz yıllar yılı aynı yolları arşınlayarak aynı orta noktada buluştuk. Aynı sokakta oturmanın rahatlığı ile. Servisten inip birbirimizin evine gittik. Hep ama hep hayal kurduk. En ince detayına kadar. Sonra da oturduk bunları farklı zamanlarda, farklı renklerdeki farklı kağıtlara yazdık. Kağıtlara yazdığımızı unuttuk. Farklı zamanlarda farklı yerlerde bu kağıtlar önümüze çıktı. Hayallerimizden gerçekleşenler için sevindik. Gerçekleşmeyenler için ise daha zamanımız var dedik.

Şirket kurduk, isim verdik, zengin olduk hayalimizde. Hayal kurarken hep onun yaptığı o lezzetli elmalı paylardan yedik. İnsan neden 13 yaşında elmalı pay yapar hiç bir zaman anlamadım ama.

Aramızda en çok ilgiyi hep o çekti. Gözlüklü halimde etrafa kısık gözlerle bakarken, o kocaman güzel gözleriyle etrafı süzüyordu. Cep telefonunun, internet ve sosyal medyanın olmadığı ilk gençliğimizde, sosyalleşme metodu olarak cafede oturduğumuz masaya bir telefon numarasının atıldığını gördüm. Tabi ki benim için değildi.  

18 yaşına bastığı gün okuldan her zamanki gibi onların evine gittik. Artık reşit olmuştu. Lise kıyafeti ve hazırladığımız son derece çakma kimliklerimiz ile alınmadığımız barlara artık serbestçe girebilecektik. İnsan hangi akla hizmet gündüz vakti lise üniforması ve sahte kimliklerle bara girmeye çalışırdı ki? Bilmem. Ama O’nunlayken anlam aramaya gerek yoktu.
.........................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

Zaman oldu, zaman geldi, zaman doldu, zaman geçti. Küçük küçük noktalara ayrıldı zaman. Noktalar birbirinden uzaklaştı. İki nokta arasında bir doğru çizilemedi. İşte o doğrunun çizilemediği zamanlarda, noktalar iki ok oldu, uzaklaştı birbirinden.
Başımdan neler neler geçti. Başından neler neler geçti. Bilemedim.Bilemedin. Ben o zamanlarda çok özledim seni. Seninle hayal kurmayı, sana hayallerimi anlatmayı. Seninle gülmeyi, seninle dünyayı dert etmemeyi.

Noktalar birbirinden ayrılmadan önce ben duyuyordum. Noktalar birleşip doğru olduğunda iyi işitemiyordum artık. Bıraktığın ben ile yeniden bulduğun ben hem çok farklı hem de çok aynıydı. Farklıydım çünkü değişmek zorunda kalmıştım, her zaman benimle olacak kaybıma alışmak için. Aynıydım çünkü seni o çocukluk günlerimizdeki kadar çok seviyordum.

Sen hep idare ettin. Hep alttan aldın ama hiç eğilmedin, hiç güçsüz olmadın. Hiç ama hiç çirkinleşmedin, ne tavırlarınla ne de görünüşünle. Her zaman bir adım uzak ama ulaşılabilir oldun. Çok anlatmadın ama iyi dinledin.

İşte ben de bugünü sağ salim atlatabildim. Senin gibi alttan aldım ama eğilmedim. Kızdım ama sesimi yükseltmedim.


Bir daha lütfen zaman ayrılmasın noktalara. Tüm noktalar bir olsun, birlikte olsun. Seninle, benimle ve bizimle olsun.
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu