25 Mart 2015 Çarşamba

Hilal

Sağ kulağım ile ilgili çınlama sorunumdan geçen hafta bahsetmiştim. Hala sıkıntım geçmiş değil. Bariz olarak işitmem azaldı. Ama tüm bunlardan daha vahim bir durum var ki ben bunun için doktora gitmeye korkuyorum.

Tam da işitme kaybı ile ilgili olumsuz durumlarla baş edebiliyorum, onunla hesaplaşıyorum bazen onu aşıyorum derken. Tam da bloga yazmakla ilgili muhteşem hissederken.

İyi duyacağım varsa da kafamı sağ kulağıma taktığımdan kaçırdığım şeyler oluyor. Bu çokça oluyor. İçimdeki neyse dışıma da yansıtan bir yapım var. Kafam kulağımdayken de yüzümde gülücük olmuyor, olamıyor.

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşım benimle rahatça iletişim kuramadığını çok safça, art niyetsiz bir şekilde ifade etti. Eskiden böyle değildi dedi, seninle anlaşabiliyorduk. Ama şimdi sana bir şey söylüyorum ve sonra bana böyle bakıyorsun. Anlamadığını biliyorum dedi.


O    k-a-d-a-r     ç-o-k     ü-z-ü-l-d-ü-m     k-i.


Eskiden, yazmaya başlamadan önce derdim ki “Her duyamadığım kelimede içimden bir parça kopuyor”. Gerçekten parçalar kopa kopa gönlüm sürekli kanıyordu. Üzerine çok çalıştım. Okudum ve danıştım. Zaman ve emek verdim. Bu üzüntüyü bitirmek için uğraştım. Bitirdiğimi de zannediyordum- bugüne kadar.

Arkadaşımın sözleri beni ışık hızıyla eski halime götürdü.  Buna da hemen sevgili vücudum buna tepki verdi. Migren ağrım geldi ardından. Yine uyardı beni, neden böyle algılıyorsun dedi. Midem başımla bir oldu, silkeledi beni.

İlerlediğim tüm yollardan adım adım geri döndüm. Başlangıç noktama vardım. Sonra ileri sardım: Üzülmeyi bıraktığım ana kadar.  O anda Doğan Cüceloğlu’nun Gerçek Özgürlük isimli kitabında okuduğum sağır öğrenci ve ona yardımcı olan sınıfının hikayesi vardı. Sınıf sağır öğrenci için değil, ona yardımcı olma hissinin kendilerine iyi geldiğini düşünerek ve bunu bilerek, kendileri için ona yardımcı oluyorlardı. O hikayeyi okuduktan sonra üzülmeyi ve utanmayı bırakmıştım. Bırakmayıp rafa kaldırdığımı ise bugün fark ettim.

Durum böyle… Yapacak bir şey yok. Kaybım ilerledi ya da anlayışım geriledi, neyse ne. Al sana yeni bir kendini aşma zorunluluğu. Yeni bir macera, yeni bir serüven, dizide yeni bir sezon.

Kuvvet toplayıp yine savaşmaya başlayacağım. Sendelediysem sendeledim. Ama düşmeyeceğim. Duyduğumu duyacak, bildiğimi bilecek, ama yine de sağlam basacağım yere.

Bakmayın şimdi çekildiğime, bunların hepsi Hilal Taktiği. Çekilir gibi yapıp düşmanı orta noktaya çekeceğim. Ama sonra iki koldan düşmanıma sarılıp onu nefessiz bırakacağım.


Gel sen de koynuma ey sevgili işitme kaybım. Seninle işim henüz  bitmedi.
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu