14 Nisan 2015 Salı

Acısız sucuk?

Bugün 18:30 a kadar ne yazacağıma tam olarak karar vermemiştim. Başıma da yazacak bir şey gelmedi...derken konu ortaya çıktı.

İşten çıkışta genel müdürüme iyi akşamlar diledim. O da bana diledi. Sonradan misafirlerini yemeğe götüreceğini, beni de evimize daha yakın bir yere kadar götürebileceğini söyledi. Tamam otobüslerden besleniyorum dedim, ama otomobilin rahatlığına da karşı değilim tabi ki. Bindim arabaya. Misafirler yabancıydı. Arabada İngilizce konuşuluyordu. Gayet rahattım ve konuşulanları anlıyordum.

Burada küçük bir bilgi arası vermem lazım. Bilmeyenler vardır mutlaka. İşitme kaybı olanlar için bazı ortamlar “zor ortamlar” olarak adlandırılır: restoran ve araba gibi. Restoranlarda uğultu çok fazla olur. Çatal bıçak sesleri de frekansları yüzünden kayıplı kişinin zihnini bulandırır. Aynı anda birden fazla kişi konuşuyorsa, durum işitme kayıplı kişi için daha da karmaşıklaşır. Yolda giden arabanın da çıkardığı, muhtemelen normal insanlar tarafından çok da algılanmayan bir sesi vardır. Giden arabada konuşulanları anlamak da işitme kayıplı birey için oldukça güçtür. Bir de radyo açıksa tam şenlik olur.

Tam ne güzel anlıyorum diye düşünürken müdürüm aracın radyosunu kapattı. Bana bugün olan bir olayla ilgili bir şey sordu. Ne kadar duyarlı, ne şanslıyım diye düşündüm. Benim daha rahat işitmem için radyoyu kapattığı için minnet duydum kendisine. Bunlar aklımdan geçerken soruyu anladığım halde tekrar etmesini rica ettim. Sonra yanıt verdim. Konudan konuya atlarken, benim işitme kaybıma geldik. Kaybın ilerlediğinden bahsettim, gelecekte koklear implant ameliyatı olmam gerekebilir dedim. Müdürüm de: “Evet işe başladığından beri kaybın ilerledi” demez mi?

Şimdi kaybın ilerlediği ortada. Bilimsel gerçeği siz okuyanlar da dahil olmak üzere herkes biliyor. E ben konunun başında demişim zaten ilerliyor diye. Müdürüm de evet ilerliyor dedi. Yani adamcağızın bir suçu yok, ama ben koptum yine neden öyle dedi diye. Kafa stop etti. Yine.

Öyle bir ikilem içindeyim ki bir yandan ne şanslıyım duyarlı insanlarla, beni böyle kabul eden ve ona göre davranan insanlarla çalışıyorum diyorum. Diğer tarafta da kaybın ilerlemesinden dolayı değil de bunu başkasından –hem de patronumdan- duymanın üzüntüsünü hissediyorum.

Kafam bunlarla karışık eve geldim. Sigara içen biri olsaydım sigara içerdim. Sucuğa bağımlı olduğum için sucuk yedim. Bu sefer yumurtasızdı. Düşünün sek, yumurtasız sucuk yedim! Kafam o kadar bulutluydu yani :)

Sucuğun kanıma karışmasının etkisiyle her şey berraklaştı. Önümde yine iki seçenek vardı; ya geleceğim için endişelenecektim ya da şimdi beni anlayan ve saygı gösteren insanlarla çalıştığım için mutlu olacaktım. Tabi ki mutlu olmayı seçtim. Mutlu olmayı seçtiğimde bardağın tamamı dolu gözüktü.

Kıssadan hisse: Hayat aslında hep seçimleri önümüze koyar. Sucuğu acılı mı, acısız mı yiyeceğimize kendimiz karar veririz.

Hep acısız sucuğu seçmemiz dileğimle...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu