16 Nisan 2015 Perşembe

Delft


Ressam Vermeer'in "View of Delft" isimli tablosu

Bugün Instagramda Ayşe Arman’ın hesabında ne göreyim? Pegasus bir kampanya başlatmış; Çok Gezenler Klübü Pegasus’la Lyon, Marsilya, Nice'i keşfedecek muhabirler arıyormuş!


Tam da üç gün önce dileklerimi sıramışken, ne kadar manidar değil mi? Katılmak için en sevdiğiniz yerin fotoğrafını yayımlıyorsunuz, altına da hikayesini...En kötü ne olabilir ki dedim kendi kendime. Blogumda yayımlayabileceğim bir yazı yazmış olurum. En iyisi de tabi ödülü kazanmak olur, gezmek olur, yürümek olur, bir de bunu yazmak olur. 
Allah’ım ben seçileyim ne olur!

İşte Instagram’a yazacağım hikaye de burada (yazacağım diyorum çünkü şimdi yazmaya başlıyorum):

Delft
Bence Delft Hollanda’nın kuğusudur. Amsterdam anca rengarenk kuyruğunu açtığı zaman güzelleşen çirkin yüzlü tavus kuşu ise; Delft uzun boynunu narince kıvırarak nazlı nazlı kanallarda yüzen asil bir kuğudur. Sessiz, huzurlu ve temiz Arnavut kaldırımlarında yağmur altında uzun yürüyüşlerin şehridir. Yağmur en çok bu şehre yakışır. Toprak kokar, yaprak kokar, mutluluk kokar, huzur kokar. Bisikletle giderken saçlarını tarayan rüzgar özgürlük kokar. Kilisenin olduğu meydandaki çınar ağaçlarının yaprakları sadece Delft için şarkı söyler. Kanalların üzerindeki köprüler üzerinde yürüyenlere aşk fısıldar. Duyup duymamak size kalmıştır artık.

Delft’i Delft yapan tarihi, yapıları ya da ressam Vermeer’in orada yaşamış olması değildir. Delft’i Delft yapan oranın kendine has havası ve sizde bıraktıklarıdır. Zaten anılar olmasa insan bir şehri nasıl hatırlar ki?


Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu