1 Nisan 2015 Çarşamba

Otobüs günlükleri

Bir süredir, bana yüz yıllar kadar uzun gelen bir süredir arabasızım. Toplu taşımayı kullanıyorum. Son zamanlarda fark ettim ki toplu taşıma beni besliyor. Hem yolda kitap okuyabiliyorum, hem de çevreyi gözlemleme şansım oluyor.

Geçen gün otobüste işaret dilini kullanan bir kişi çok hararetli bir şekilde arkadaşıyla konuşuyordu. Dışarıdan bakıldığında öylesine doğaldı ki. Anlattıklarını sanki yaşıyordu. İşaret dilini bilmesem de konunun ana fikrini anlamıştım. İnsan istedikten sonra ne güzel iletişim kuruyordu.

Dün sabah da otobüsün iç tarafındaki piktogram dikkatimi çekti. İşte burada:


İlk bakışta normal bir bilgilendirme gibi görünüyor değil mi? Benim kafam herkes gibi çalışmadığından yine farklı algıladım. Tekerlekli sandalyedeki bir kişi= 3 ayakta duran insan gibi algıladım. Oysa orada 3 ayakta duran kişinin yerini kaplayan tekerlekli sandalyeydi. Ona oturan kişi değildi ki. Bu bilgilendirmeyi beğenmeyip kendi alternatif piktogramımı çizdim:


Olması gereken bu değil mi sizce de? Engelli kişileri sadece işitme cihazına, biyonik kulağa, bastona ya da tekerlekli sandalyeye indirgemek doğru mu? İnsanları, yeteneklerini, karakterlerini ve potansiyellerini görmezsek o işaret dilini kullanan kişinin heyecanını hissedebilir miyiz? Olimpik sporcumuz Gizem Girişmen’in okçuluktaki başarısı göğsümüzü kabartabilir mi? Ya da Stevie Wonder’in şarkılarının tadına varabilir miyiz?

Bunlara yanıtınız “Hayır” ise ne mutlu bana. Sizin gibiler yazdıklarımı okuyor diye. Benimle aynı fikri paylaşanlar var diye.

Not: Yazımı bitirdikten sonra bir hata yaptığımı fark ettim...Bulanlar yorum kısmına yazsın ;)


Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu