27 Mayıs 2015 Çarşamba

Wonder Woman

Güçlü, güzel ve güzel vücutlu çizgi kahraman
Wonder Woman'ın orijinal çizgi hikayesinden
bir alıntı. elleri ile bir yükü kaldırmış fırlatmak üzere,
yüzünde hırslı bir ifade var.
Geldik fevkalade can alıcı bir konuya: Kilo hadisesi. Yıllar yılı bir hizaya sokamadığım konu. Son 3 yılda toplamda 24 kilo verip belki de fazlasını almamla devam eden efsane. Yazları yükselen trend ile kendini hatırlatan, kışları ise biraz nefes alıp Mart ayında aldığım nefesin vücudumun bazı kısımlarında toplandığını görmemle “Aman da amma nefes almışım bea” dedirten husus.

Şimdi bu konuyu çözüme kavuşturmak için kendimi bildim bileli bir çaba içinde oldum. Aslında Anadolu Lisesi Hazırlık sınıfına kadar böyle bir konu gündemimde yoktu, ta ki bir arkadaşımın doğum gününde giydiğim lasteks kot (1989’da böyle deniyordu skinny jeanlere) dikkat çekene kadar. Hoş, dikkat çeken kottan ziyade kotun içini dolduran şeymiş. Yani ilk böyle demişti C bana...”Sen dans ederken arkandan yukarı aşağı seni takip ediyor” dediği malum bölgem. Ah o zaman Kim Kardashian yoktu ki. Utandım haliyle. Yoksa “Kim gibiyim ben, nolcek ki sen kendi dümdüz popona bak!” diye lafı gediğine sokar, yıllar yılı sürecek kilo kontrolü derdimin ilk anını yaşamazdım.

İlk hatırladığım kilom ilkokul 5 te ölçülmüştü. Ondan önce böyle bir konunun farkında bile değildim çünkü cılız bir çocuktum. Annem çırpı bacaklı derdi. Hiç de tartılmamıştım. Neyse efendim ilkokul 5’te şu 90 derece dönün kelimelerini duyup 90 derecenin anlamını bilmediğim ilk beden eğitimi dersinde kilolarımız da ölçülmüştü. O zaman 40 kilo çıktığımı hatırlıyorum. Bir de bundan 1,5 yıl sonra 56 kilo olduğum ölçülmüştü. Arada bir şeyler olmuş olmalıydı. Şimdi düşünüyorum o arada ne oldu diye. Belki burası aydınlatır bu betonlaşmış sorunumu.

Hazırlıkta gittiğim o ilk doğum gününden beri kilo konusu beynimdeki kendisine ait yeri aldı. Sonrasında o yeri bazen küçüldü, bazen de büyüdü ama hep oraya yayılmış bir şekilde kaldı. Zihnimdeki konuyu çözmeden vücudumu eğittiğimi zannedip, ona yemek vermeyerek inceldiğim de oldu. Sonra o kiloları fazlasıyla geri aldım. 19 yaşındayken bir ameliyat geçirdim o ameliyat sonrasında 48 kiloya düştüğümü hatırlıyorum. O zaman gerçekten inceydim. Bir süre de o şekilde gitti. Ama aldığının yerini fazlasıyla dolduran, borcunu misliyle ödeyen sevgili vücudum açıkları hep kapattı. Hep açıklarının üzerini kapattı.

Şimdi 38 yaşında işitme kaybı dışında şükür sağlıklı bir kadınım, fakat şu kilo hadisesini bir türlü kapatamadım. Düşünüyorum, hareket ediyorum, bazen az yiyorum ama sanki içimde sürekli aç kalmaktan korkan biri var. Sürekli bir kıtlık korkusu. Aman 3 saat bi şey yiyemeyecek miyim? O zaman midem ağrıyana kadar normalin iki katını yiyeyim derdirten şey. Ama bu konuyu kafamda çözmeden vücudumun bana direneceğini biliyorum. 

Vücudum ve beynim ve kalbim arasında üçlü bir anlaşma imzalanması lazım. Tarafların ikisinin bir araya gelmesi de işi çözmüyor. Bunca yıllık tecrübemle söylüyorum bunu.

Çok sevgili bir arkadaşımın eskiden http://coksevgilidunluk.blogspot.com.tr de yazdığı “Hayat sen o kiloları vermeye çalışırken geçen zamandır” isimli yazısı işte tamamen beni tanımlıyor. Gerçekten hayatımı kilo alıp vererek ya da kilo konusunu dert ederek veya hiç bir derdim olmadığı zamanlarda dünyanın en büyük derdi kilommuş gibi davranarak geçirdim. Artık bu konuyu tamamen ve kökten çözmek istiyorum. Bu konuyu gerçekten bir dert olmaktan çıkarmak istiyorum. Rahat hareket etmemi sağlayacak, merdiven çıktığımda nefes nefese kalmayacak, mutlu ve huzurlu bir bedenim olsun istiyorum. Bu konuyu da çözdüm mü, bin ışık yılı yol kat etmiş hissedeceğim kendimi. Bedenim kadar zihnim de hafifleyecek, kilo konusuna verdiğim enerjiyi başka konulara aktaracak, çok daha verimli olacağım. İşitme kaybından sonra bu kemikleşmiş sorunumun da üstesinden gelirsem değmeyin keyfime. O zaman gerçekten dünyanın hakimi olabilirim belki. O zaman gerçekten öz ve has Wonder Woman olabilirim belki :)
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu