29 Haziran 2015 Pazartesi

"Kıronometre tut."

Çok da iyi olmayan bir el yazısıyla yazılmış
"kıronometre tut." cümlesinin olduğu defter sayfası
Bugün bir yazı daha yazdım. Tam yazıyla birlikte yayınlayacağım el yazımı hazırlayacakken, defterimde oğlumun yazdığı yazıyı buldum. “Kıronometre tut” yazıyordu. Kesinlikle bundan bahsetmeliyim dedim kendi kendime.

Oğlum bu yıl ilkokul birinci sınıfı bitirdi. Okuma yazmayı yeni öğrendi. İnsan yakınında olunca anlıyor okuma yazma öğrenmenin bir çocuk için nasıl bir devrim olduğunu. Bağımsızlık yolunda atılan küçük insanların dev adımları olduğunu.

Oğlumun kendisini bana duyurabilmek için davudi sesiyle konuştuğundan da daha önce bahsetmiştim. Bazen gerçekten söylediği bir kelimeye takılıp anlamadığımda, bazen ise sadece onu yazmaya teşvik etmek için diyeceği şeyi yazmasını istiyorum. 

Normalde okumaktan ve yazmaktan hiç haz etmiyor. Bu bahaneyle ne yazsa kardır diye hiç bir fırsatı kaçırmıyorum.

Bu yazıyı onu bahçeye çıkardığımda yazdı. Oğlumun enerjisini atması için onu bahçede koşturuyorum. Öbür türlü gece uyumak bilmiyor. Bildiğiniz koşturuyorum, koşarken de cep telefonumdan zaman tutuyorum. Kesinlikle performansını ölçmek için değil, onu memnun etmek için. Ne kadar sürede koştuğunu merak ediyor. Ben kronometre tutarsam koşuyor, tutmazsam koşmuyor.

Yine böyle bir günde söylediği “Kronometre” kelimesini bir türlü anlayamadım. Beynim kendisine İstanbul Türkçesi ile doğru şekilde söylenen kelimeleri daha rahatlıkla anlıyor. Çocuk konuşması ya da şiveli konuşmaları anlamlandırmak daha güç benim gibiler için. Çocuk üç defa tekrar etti baktım anlamadım, kendisine hep yanımda taşıdığım bu defter ile kalemi verdim. O da derdini yazarak anlattı. Sonrasında ben yine kronometre tuttum, o da ileri geri koştu durdu. O gece de erkenden uyudu.

Birisi bana anlamadığım bir kelimeyi ilk defa yazarak anlattığında çok üzülmüştüm. Adamın tavrı canımı sıkmıştı. Oflayıp puflayarak dediklerini yazıp, sonra da gözüme sokmuştu. Oysa duymuyorum diye değildi anlayamamam, Avusturya aksanlı kekeme İngilizcesi yüzündendi.


Oğlum bu yazıyı yazdığında ise hiç üzülmedim, tersine sevindim. Öncelikle onunla anlaşabildiğim için sevindim. İkinci olarak oğlum okuma yazmayı gerçekten öğrendi diye ve sonunda da zamanında uyuması için yaratıcı bir yol bulduğum için sevindim. Kronometre tutup onu koşturmayı akıl edebildiğim için yani...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu