14 Temmuz 2015 Salı

Yara

14.07.2015 El yazısı ile yara yazılı. defterin iki
sayfası görünüyor. 
Yıllık izin zamanı geldi, iş yerimden 10 iş günü izin alıp bayramla birleştirdim. Oldu mu sana 2 hafta tatil. Üst üste. Ne zamandır vermediğim güzeel bir ara.

Fırsattan istifade Anadolu’nun bağrından denize doğru koştuk. Tatilin iyisi kötüsü olmaz. Bence her tatil mükemmeldir. Biz de mükemmel bir tatil yapmaya başladık.
Kaldığımız yer, yerlisi yabancısı pek çok farklı ülkeden farklı renkte insanla dolu. Herkes en olağan haliyle vücudunu gizlemeden ortalıkta geziniyor. Bikinilerin dünyası her bedenden insanı kabul etmiş. Herkes rahat, herkes mutlu. Herkes tüm yıl bugünleri hayal ettiğinden günlük yargılamalarından uzak, geniş geniş yatmakta güneş altında.

Ben yine meraklı gözlerle insanlara bakarken çoğu kişinin vücudundaki yara izleri dikkatimi çekti. Kiminin bariz kalp ameliyatı izi, kiminin sadece apandisit ameliyatı izi vardı. Bazısının sırtında bir yara izi, bazısının da boynunda. Yaralar kapanmıştı kapanmasına da zihindeki izleri silinmiş miydi acaba?

Göğsünde kocaman ameliyat izli kadının üç çocuğu havuzda neşe ile şakalaşıyordu. Kadının eşi çocuklarının bu güzel anısını ölümsüzleştirmek için kamerasıyla havuz kenarındaydı. Aileyi düşündüm; şüphesiz o önemli ameliyat öncesinde ve sonrasında çocukları anneleri için çok endişelenmişti. Eşi de kadını kaybetmekten korkmuştu. Belki bu tatil, o ailenin zor zamanlarında onlara biraz olsun moral veren bir hayaldi. Şu anda hayalini kurdukları tatili yaşıyorlardı. Hepsi mutlu ve sağlıklı bir şekilde birlikte eğleniyorlardı. Bunun da kanıtını sonradan bakmak üzere saklıyorlardı çektikleri video ve fotoğraflarda. Yabancı bir gözlemci olarak çok sevindim onların adına. Gerçekleşen hayallere tanıklık etmek, hayallere inanmam için yüreklendiriyordu beni.

Sonra kendimi ve yara izlerimi düşündüm. Kapanmış gibi görünen her yaramın bıraktığı izler var benim zihnimde. Kolumdaki derin kesik izi rahmetli karşı komşumuzu ve beni hastaneye götürüşünü anımsatır. Babamın şehir dışında olduğu zamanı. O ize baktıkça o günü tekrar yaşar, bir dua okurum rahmetliye. İlk ameliyatımın izi patavatsız doktoru hatırlatır. Nasıl da deyivermişti “dev” bir kistin var diye. O izi sevmememin diğer sebebi de oğlumun doğduğu sezaryen kesisini içinde saklamasıdır. Çok sevebileceğim o kesiyi diğerinden ayırt edemem.

Bacağıma baktığımda aynı anda kızıl ve su çiçeği olduğumu hatırlatan çiçek izini görürüm. Su topladığını düşünüp kendim patlatmıştım. Sonra kocaman bir yara haline gelmişti. Ateşten sayıkladığım zamanı anımsarım.  Hastayım diye ablalarımın üniversiteden eve gelişlerini ve benim mutlu oluşumu. Daha az yalnız hissetmemi.


Dışarıdan görünse de görünmese de hepimizin yaraları var. Dikiş tutmuş olsun ya da olmasın doğru yere baktığımızda orada olduğunu bildiğimiz yaralar. Belki de bizi biz yapan yaralar. Olmasalardı eksik olacağımız yaralar ve bu yaraların zihnimizdeki izleri...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu