14 Eylül 2015 Pazartesi

Başlıksız bi'şi

14.9.2015 El yazısı ile Başlıksız Bi'şi yazılı defter sayfası
fotoğrafı
Şu geçen zamanda günde iki tane gündem yazısı yazsam yeriydi. İlk yazımın adı muhtemelen “Bilsinler” olurdu. Gerçeklerin saptırılıp saklanmasıyla ilgili olurdu. İkinci yazımın adı “Mehmedim” olurdu, Dağlıca’nın anısına...Üçüncüsünün adı da “Yine mi?” olurdu. Sonraki ise “Cizre’de neler oluyor?” olurdu. Ama yazmadım.

Şimdi ise unuttuğumuz bir şeyden, sevgiden bahsedeceğim. Çünkü hatırlamam/ız lazım. Tüm bu gürültünün içinde doğru sesi duyabilmem/iz için onun orada olduğunu bilmem/iz lazım. Üzerindeki tozu üfleyip onu temiz tutmam/ız lazım.

Annemin evindeki kristal küllükler gibi kullanılmayan, olduğu yerde duran; ama bayramdan bayrama temizlenen, yıkanan ve anca yıkandığında parlayan küllük gibi olmuştu içimdeki sevgi. O kadar tozlanmıştı ki bir an yok sanmıştım. Ama ne mutlu ki varlığını hatırladım. Hatırlayınca tüm dumanlı tozlu ortamın içinde gözümü alan bir ışığı yansıttı sevgi. Kristale vuran gün ışığı gökkuşağı renklerine ayrıldı, süzüldü içime. Umut verdi, dayanma gücü verdi, ayakta tuttu; bir amaç verdi bana.

Ben yansıyan renkleri gördüm. O renklerin her birini ayrı ayrı ve o renklerin tümünü aynı anda sevdiğimi fark ettim. Kalbim daha hızlı attığında beynimin ısısının azalttığını hissettim. Düşününce çıldırma noktasından, hissettikçe sakin kalma noktasına geldim.


Sevgiye tutunup, direnmeye karar verdim. Uzun soluklu maratonu yarıda kesmemek için...Çünkü sonunu çok merak ediyorum. Sonunu görmek istiyorum. Sonuna kadar sağlam kalmayı diliyorum.  
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu