8 Ocak 2016 Cuma

Mozart in the jungle

Fotoğraf betimlemesi: Fotoğrafta gözlerini kapamış bir orkestra şefi elinde bageti ile konseri yönetirken büst şeklinde yer alıyor. Bunun altında ise Mozart In the jungle, Sex, Drugs and Classical Music yazmakta. En altta ise gece karanlığında New York'un silüeti bulunuyor.


Pek televizyon seyredecek vaktim olmuyor. İşten eve geldikten sonra oğlumun uyku saatine kadar zaman ödevler ve oyunlar ile geçiyor. Anca 10 gibi oturabiliyorum, son günlerde günde 8 saat uyumalıyım diye karar verdiğimden, kendime ayıracak sadece bir saat kalıyor. Bu bir saati de en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorum. Eşimle ya da kıvırcık boncuk ile sohbet ederek ya da kısa süreli yabancı dizileri izleyerek.

Son zamanlarda en beğendiğim dizi “Mozart in the jungle”. Klasik müzik hep ilgimi çekerdi, çok düşkünü değildim ama ona hep saygı duydum. Onu anlayanlardan olmak istedim. Çok sevdiğim oyunculardan Gael Garcia Bernal’i de baş rolde görünce, bu dizi kalitesiz bir şey olamaz dedim. “Motorsiklet Günlüğü” ve “Kötü Eğitim” gibi muhteşem filmlerin müthiş oyuncusunu gördüğüm anda bunun benim favori dizim olduğunu anladım.

Açıkçası dizinin adından dolayı biraz şüpheli yaklaştım önce. Başta acaba müziği duyabilir miyim diye çekindim fakat anladım ki son dönem televizyonların ses dağıtımı ve kalitesi eski televizyonlar gibi değil. Belki de genelleme yapmamalıyım: Bizim evimizdeki yeni ve küçük televizyonun sesi, eski televizyonumuzdan çok çok daha iyi duyuluyor :) Sonuç olarak dizinin ve müziğinin keyfine varabildim.

Dizinin baş karakteri olan Maestro’nun orkestrayı yönetim biçimi aslında iş hayatında da örnek alınabilecek cinsten...Dizi sayesinde yaratıcılık, deha, yetenek ve yöneticilik ile ilgili olarak pek çok mekanizma harekete geçti beynimde. Yarım saatlik dizi düşüncelerimde çok daha uzun süre yer almaya başladı.
En çok da maestro ve asistanı arasında geçen şu replik beni etkiledi:
Maestro: ....görevini tamamladın mı Hailey?
Hailey: Keşfettim ve deneyim kazandım. Biraz da ilham bulmuş olabilirim.
Maestro: Hailey , bu çok güzel. Demek ki buna değmiş.


Her gün onbinlercesaniyeyüzlercedakikada milyonlarca şey yaşıyoruz. Her şey akıyor, akıyor, akıyor. Bazen bizimle, bazen ise bizden hızlı bir şekilde akıyor. Bazen iki elimize dur işareti yaparak zamanı durdurabildiğimizde; bazen gerçekten başımızı iki elimizin arasına alıp düşünebildiğimizde ne olduğunu ve neden olduğunu; işte o zaman gerçek mutluluk görmek değil midir keşfettiğimizi- deneyim kazandığımızı hatta ilham aldığımızı? İşte o zaman her şey su kadar berrak değil midir? İşte o zaman her şey buna değmiş değil midir? Tüm yaşananlar, geçip gidenler ya da kalanlar...


Değmişse ne güzel. Değdiğini düşünenlerdenseniz ne mutlu size.
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu