19 Ocak 2016 Salı

Unutma...

Fotoğraf betimleme: Üstü kısmında Good Luck yazısı
ve alt kısmında uğur böcekleri basılı bir not kağıdına, el yazısı ile
yazılmış Unutma... kelimesi
Pazar günü Alzheimer olan teyzemi ziyarete gittik. O gün bir kaç soruyu, cevabını hiç duymamış gibi tekrar tekrar sorması dışında çok iyiydi. Bizleri gördüğüne de çok mutlu oldu. Annemle uzun uzun sohbet ettiler, eski anıların iki tanığı o zamanları anlatırken birbirlerine de şahitlik ettiler.

Teyzemle geçirdiğimiz günün sonunda unutma konusunu düşündüm. Bir insan nasıl oluyordu da eski anılarını pürüzsüz bir şekilde hatırlarken, bir kaç dakika öncesini unutuyordu. Ya da insan şimdiki zamanda olduğunu nasıl unutup kişileri ve yerleri karıştırıyordu. Bir bakıma zamanda yolculuk gibiydi Alzheimer. Zamanlar arasında geçiş yaparken arada insanların rolleri ve yerleri de kayıyordu. Kızı ablası oluyordu bazen, bazen de kendini başka bir mekanda zannediyordu.

İster istemez insan benim başıma da gelir mi diye düşünüyor. Özellikle işitme kaybınız varsa ve bunama ile işitme kaybı arasındaki ilişki bilim adamlarınca kanıtlandıysa...Öncelikle araştırmadan bahsedeyim diyorum, hatta noktasına virgülüne dokunmadan 2011 yılında yayınlanmış haberi kopyalayım şuracığa:

Amerikan "Archives of Neurology" dergisinde yayımlanan araştırmaya, araştırma başladığında bunama şikayeti olmayan 36-90 yaşında 639 kişi katıldı.
Bilimadamları, 1990-1994 arasında beyin işlevi ve işitme becerilerini değerlendirmek için katılımcıları testlere tabi tuttu.

Alzheimer ve bunama hastalığından şikayet edip etmediklerini belirlemek için katılımcılar Mayıs 2008'e kadar da izlendi.

125 kişide hafif, 53 kişide orta derecede işitme kaybı belirlenirken, 6 kişinin işitme duyusunu kaybettiği gözlendi. 58 vakada bunama, bunlardan 37'sinde Alzheimer hastalığı saptandı.
60 yaş ve üstündeki kişilerde işitme kaybı ile bunama riskinin yüzde 36,4 artması arasında bağlantı olduğunu belirten bilimadamları, Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin de her 10 desibellik işitme kaybında yüzde 20 arttığını vurguladılar.

Araştırmaya imza atan bilimadamları, işitme kaybı ve bunama arasındaki bağlantının beyin işlevindeki bozulmadan veya toplumdan soyutlanmadan ya da her ikisinden kaynaklanıyor olabileceğine dikkati çektiler.

İşin can sıkıcı kısmı ise işitme cihazı kullanımının bunama riskini azalttığına dair kesin bir bulgu olmaması, çünkü konu kulakla değil daha ziyade beyinin çalışması ile ilgili. Beyin sesleri kelimelere dönüştürmek ile o kadar çok uğraşıyor ki bellekteki diğer bilgileri işlemlemeye sıra gelmiyor.

Hal böyle iken insanı bir de gelecek endişesi sarıyor tabi. Yine de bu bilgiye sahip olmak önemli. Bunamayı önlemek için önerilen fiziksel ve zihinsel bazı aktiviteler var. Sürekli okumanın, sudoku gibi beyni çalıştıran bulmacalar çözmenin, sağlıklı beslenmenin, yoga, tai chi gibi yaşlıların da yapabileceği aktivitelerin, sosyal hayattan kopmamanın bunamayı önlemede yardımcı olduğu söyleniyor. Bize de e bir zahmet bu önlemleri almak düşüyor.


İşitme kaybı ve bunama endişelerimi bir kenara bırakıp teyzemin mutlu olduğu ve bunu bir çocuk neşesiyle ifade ettiği anlara dönüyorum. O anlara bakınca onun hastalığına inanmak gelmiyor içimden.  İnsanın mutlu olduğu anları unutabileceğini hiç zannetmiyorum. İşte ben de mutlu anlarımı çoğaltırsam, ilerde unutacak bir şey de kalmaz değil mi? O zaman mutlu anılara sahip insanlar da hiç ama hiç bunamaz değil mi?
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu