4 Şubat 2016 Perşembe

YÜZ

Fotoğraf betimleme: 2 yaşımdayken çekilmiş
renksiz vesikalık fotoğrafım. Kameranın sağındaki bir şeye bakıyorum.
Ağzım sanki bir şey söylüyormuş gibi hafif açık. Minik yakası ve ön
kısmında çiçekleri olan bir kıyafet giymişim.
İşitme kaybım benim küçük, minik, sıradan hayatımın en zorlu konusu oldu. Bunun için şükrediyorum. Baş etmesi daha zorlu olan başka konular da çıkabilirdi bana piyango torbasından. Şansıma bu denk geldi. Şansıma çıkan numarayı evirip çevirdim elimde önce. Beğenmedim, kabullenmedim, çektiğim torbaya geri atmak istedim ama torbanın ağzını kapatmışlardı. Sonra küfrettim gelen numaraya, onu yok saydım, elimden atmaya çalıştım fakat numaranın olduğu top elime adeta yapıştı. En sonunda ise onun varlığını kabullendim ve onunla ilgili bir şeyler yapmaya karar verdim.

Az gittim uz gittim, düşündüm taşındım, durakladım da nefeslendim azcık. Sonrasında da yazmaya başladım. Elime kuvvet, yazdıkça yüküm hafifledi. Yazdıkça iyi geldi. Yazdıkça güzel şeyler duydum. Güzel şeyler duydukça daha çok yazasım geldi. Tüm bunların üzerine de yazılarım sayesinde yeni insanlarla tanışıp iki kelime sohbet ettim ya; yazmanın en keyifli yanı da bu oldu.

Bu, benim yüzüncü yazım. Her zaman yaratıcı fikirleri olan ama bu fikirlerini büyütemeyen ben, tam yüz tane yazı yazdım. Ben devam ettim. Ben durmadım. Kendime karşı olan önyargımı yıktım. Kendimi, kendime ispatladım.

Bütün bu yazıları yazarken en gizli anılarımı, en samimi hislerimi paylaştım da kimseye yüzümü göstermedim. Hala da biraz utangacım bu konuda. Ama ilerlemek adım adım olur değil mi? Ben de adım adım göstereyim dedim size kendi yüzümü. Size yüzümü, yüzüncü yazımda göstermeyi planladım.

Fotoğraftaki kız çocuğu benim işte. Geri kalan diğer her şeyi yazdıklarımdan biliyorsunuz zaten...


Yüzümün göründüğü ilk fotoğrafım ve yüzüncü yazım kutlu olsun. Daha nice yüzlerim olsun paylaşacak...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu