18 Mart 2016 Cuma

Bütün


Çok mutsuzum, ama çok. Mutsuzum, umutsuzum, üzgünüm, içimde yangın var. Günlerdir aklım başımda değil, ne yapacağını bilmez bir halde, değişmiş rotamda gidip geliyorum. Rotam değişti çünkü işe gelirken son iki patlamanın olduğu yerden geçiyordum eskiden. O güzel insanlar yaşarken.

O günden sonra metroya binemiyorum, meydana hiç gitmedim. Oraya gidecek yürek yok bende. Oradaki insan parçalarının üzerine basacak yürek yok bende.

Kendimi ipleri başkasının elinde kukla gibi hissediyorum. Elim, kolum, başım birbirinden ve benden habersiz hareket ediyor.Başım bir önüme düşüyor sonra birden yukarı kalkıyor, omuzlarım da. Ne yaptığını bilmez bir haldeyim. Aklım başıma bir türlü gelmiyor.

Bir yanım diyor ki tekrar nasıl nefes alacak o kaybettiğimiz insanların sevenleri...Artık hiç bir şey aynı olmayacak onlar için. Diğer tarafım da diyor ki inadına devam etmelisin, inadına. Ama devam edecek hal mi kalıyor insanda?

Bunlar yetmezmiş gibi ihbar üstüne ihbar yağıyor. Güvenmeyeyim desen bir türlü, dikkat edeyim desen başka türlü...

Kızılay'daki işime gitmemek için hasta oluyorum. Ya da sadece ıslak saçla dışarı çıktığım için sinüzit oluyorum. Bilmiyorum ki.

Çocuğumla oynarken unutuyorum her şeyi; o anda kalıyorum hatta gülümseyip gülüyorum da. Ama sonra oğlunu koklayan baba geliyor aklıma, gözlerim yine doluyor, aklım başka yere gidiyor işte.

Kızıyorum duyarsız yabancı iş arkadaşlarıma insan bir geçmiş olsun der diyorum. Dudağımı büküyorum. İnanılmaz alınıyorum. Sonra diyorum ki mantıklı ol, böyle şeyleri insanlardan beklememeyi öğrenmiş olman lazımdı çoktan. Ama olmuyor alınıyorum işte. İçleniyorum, içimden bileyleniyorum onlara karşı.

Yurtdışında yaşayanlara öykünüyorum, sonra kızıyorum, sonra onları kıskandığım için kızdığımı anlayıp tekrar kızıyorum kendime, o insanların kabahati ne diye. Rüyamda kaçış planları yapıyorum ama bir türlü kaçamıyorum. Seviyorum ki ben burayı, nasıl bırakırım bir anda?

Öfkeleniyorum ama öfkemi kimseye yöneltemiyorum. Herkes mutsuz, herkes kırgın. Açıp İnstagramı şöyle güzel hayat yaşayanlara sövüp sayayım diyorum. Sonra diyorum ki kendime “Bu iş böyle çözülmez ki. Bizi bu günlere getiren de bu yargılama değil mi?” Kalıyorum öfke topum kucağımda. Atamıyorum hiç bir yere, zarar vermesin diye.

Bir şeyler yapmak lazım, bir şeyler diyorum. Unutmayalım, alışmayalım, kanıksamayalım diye. Aklıma fikirler geliyor ama kafam öyle dağınık ki planlayamıyorum. Kaybettiklerimiz hiç aklımızdan çıkmasın istiyorum. Yakınları yalnız kalmasın istiyorum. İstiyorum da ne yapmalı bilmiyorum.Yani biliyorum da nasıl yaparım onu bulamıyorum.

Sevmeli diyorum. Aslında herkes arada siyasetçi olmadan, politika konuşmadan, para pul peşine düşmeden ne güzel anlaşırdı diyorum. Yoksa bizim birbirimiz ile ne derdimiz var ki?

Hepimiz çocuklar gibi olsak diyorum “Bak bu kardeşin, haydi el ele tutuşup oynayın” dese birileri bize, biz de birlikte oynasak mutlu mesut. Oynamamak için bir sebep yok ki aslında diyorum.


Her bombanın ardından bir yazı yazdım. Ama sonuncusu çok ağır geldi, çok. O kadar ağır geldi ki altında kalan parçalarımı bir türlü toplayamıyorum. Nasıl tekrar bir bütün olacağımı hiç bilemiyorum...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu