1 Kasım 2016 Salı

BABASININ KIZI

82 yaşındaki babamda da işitme kaybı arttığı için, ona cihaz almak farz olmuştu. İki kızı yıllardır işitme cihazıyla yaşayan baba kişisi bir türlü işitme cihazına ısınamamıştı. Belki de kendine kondurmadı, işitme kaybını önemsememişti  o zamanlar. Bu süre içinde ben biraz da bozuldum bizlerin genç yaşta işitme cihazı takıp, babamın yaşına rağmen buna bir türlü yanaşmamasına.

Babacığım cihaz almadan önce televizyonun tüm ses düğmelerini en sonuna kadar getirip seyrediyordu. Televizyonun sesi diğer odalardan değil, evin dış kapısından bile duyulur olmuştu. Özellikle maç seyrettiği zamanlarda evde durmak pek de mümkün değildi.

İlk işitme cihazını zorlamamızla 3 yıl önce denedi. Şöyle bir hafta evirdi çevirdi, arada taktı. Sonra da bunlar benim başımı ağrıtıyor diye iade etti.

Çocukları olarak durumun vahametini görüyorduk fakat bir yere kadar ısrarcı olabiliyorduk. Artık sonunda kimseyi duymak istemediğine bile inandırmıştım kendimi. Zorlamayı, konuyu açmayı da bıraktım.

Sonra, ben tatildeyken; yani yılın Ankara’da bulunduğum 50 haftasında değil, Ankara dışında olduğum hafta içinde işitme cihazı alacağını söyledi. Ya keşke ben de olsaydım falan dedim ama dinlemedi; o hafta iki kulağına da işitme cihazını aldı. Şimdi yazarken fark ediyorum, babamın cihaz alırken beni yanında istemediğini. Belki de bilinç dışında genetik sebeplerden doğan işitme kaybımızdan ötürü suçluluk hissediyordur. Bilinç dışı başka bir alem, bizlere neler yaptığını bilemiyoruz ki çoğu zaman. Böyle minik minik aydınlanmalar ve farkındalıklar ile kapıyı milimetrik olarak açıyoruz oraya doğru sanırım.

Neyse bırakayım bilinç dışını da geleyim elle tutulur, gözle görülür ve ancak işitme cihazıyla duyulur maddi dünyamıza :) Babacığım aldı işitme cihazlarını başladı güzelce takmaya. Açıkçası bu kadar uyumlu olmasını, göstere göstere ve düzenli şekilde kullanmasını pek beklemiyordum ilk tecrübesinden dolayı.

İbadetin yanı sıra ciddi şekilde sosyalleşme alanı olarak gittiği camisine devam etti işitme cihazlarıyla. Gittiği marketlerde kasiyerler ile konuşup onların gönlünü fethetti. Komşusunu durdurup iki çift laf etti. Her zamanki dışa dönük babam işte, hayatına devam ederken içine işitme cihazlarını da dahil etti.

Geçen gün annemi aradım ve babamı sordum. “Bilgisayar kursuna gitti” dedi. Yanlış mı anladım acaba diyerek dediğini tekrar ettirdim.”Baban belediyenin bilgisayar kursuna gitti. Üstelik o kadar azimli ki, uzak olmasına rağmen erkenden kalkıp gidiyor bir haftadır” Hayretler içinde kaldım ama bundan daha fazlası mutlu oldum. Dayanamadım akşamına hemen babamın yanına gittim.

Gittiği kurs internet kursuymuş. Cebinden not aldığı kağıtlarını çıkardı özenle: “Bak kızım google varmış adresini buraya yazdım. Hoca bana bir e-mail hesabı açtı. Bugün gazeteleri okudum internetten. Neler varmış nelerr...” O anda babama karşı hissettiğim sevgi ve şefkatin yoğunluğunu şu anda anlatabileceğim bir kelime yok.

O kadar gururlandım ki kendisiyle. Vücuduna, ruhuna ve zihnine çok iyi bakan, aynı zamanda gelişmeleri de takip etmek isteyen bu yaşı ilerlemiş, fakat  aklı ve ruhu genç adamla çok gururlandım. Bu gururdan biraz da kendime paye çıkardım: “E ben de babamın kızıyım. Azmimi de ondan aldım herhalde.”


Babam şimdi ablamın ona verdiği eski lap topu beğenmiyor. Akıllı telefon istiyor. Şöyle büyük ekranlı, babacığımın rahatça gazeteleri okuyabileceği bir akıllı telefon markası/modeli var mıdır? Ne alalım ona acaba? Önersenize bizlere...
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Bu gadget'ta bir hata oluştu